November 2021 Program

KASIM AYI SEMINER PROGRAMI ZOOM ILE ONLINE


SEMINAR PROGRAM

SİMYA GALERİ  SEMİNERLERİ 

Kasım  2021 Programı    ZOOM ile online 

Katılım ve bilgi için info@simyagaleri.com adresine yazabilir, veya  0212 259 7740 no'lu telefonu arayabilirsiniz           


SANAT TARİHİ OKUMALARI 

DOÇ. DR. SERAP YÜZGÜLLER     

Batı Sanatının İzinde Yunan Mitleri

1, 8, 15, 22, 29 Kasım, Pazartesi, Saat 16.00-18.00

1 Kasım: Zeus'un Ölümlü Aşkları;

8 Kasım: Hera, Demeter ve Persephone;

15 Kasım: Athena: Savaş ve Bilgeliğin Tanrıçası;

22 Kasım: Apollon: Kehanet ve Sanatların Tanrısı;

29 Kasım: Artemis: Avcı ve Bakire Tanrıça  


TÜRKİYE'DE YAKIN TARİH

DOÇ. DR.  AHMET KUYAŞ

1, 8, 15, 22, 29 Kasım. PAZARTESİ SAAT 19.30-21.30 

1 Kasım: Devrim ve karşı-devrim (I): Hakimiyet-i milliyenin öyküsü

8 Kasım: Devrim ve karşı-devrim (II): Darbeler ve diktatörlük

15 Kasım: II. Meşrutiyet’te toplum

22 Kasım: Türk ulusçuluğu

29 Kasım: I. Dünya Savaşı I

I. Meşrutiyet’ten I. Cumhuriyet’e Yirmi haftaya yayılan bu tarih konferansları dizisi, başlığından da anlaşılacağı gibi, 1876’dan 1923’e kadarki dönemi ele alıyor. Yaklaşık yarım yüzyıl süren bu dönem, bilindiği gibi, siyasal tarihimizin en yoğun olduğu dönemdir. Ancak, alt bölümlerini Sultan II. Abdülhamit’in mutlak saltanat yıllarının, I. Dünya Savaşı’nı da kapsayan II. Meşrutiyet’in, son olarak da Millî Mücadele’nin oluşturması, konferans dizisinin yalnızca siyasal tarihe odaklanacağı anlamına gelmiyor. Nitekim söz konusu dönemin, sahne oluşturduğu toplumsal ve kültürel dönüşüm açısından bakıldığında da gayet yoğun olduğunu söyleyebiliriz. Dolayısıyla konferanslar bir yanda imparatorluktan ulus-devlete ve mutlak monarşiden temsilî rejime geçişi irdelerken, diğer yanda da konaktan apartman dairesine geçen, evinde yerli roman okunan çekirdek ailenin ortaya çıktığı, kadınların üniversiteye gitmeye başladığı, Latin alfabesiyle Medenî Kanun’un sürekli gündemde bulunduğu bir toplumu inceliyor. I. Meşrutiyet ve Sultan II. Abdülhamit dönemlerini Ekim ayı seminerlerinde inceledik. Bunlara ek olarak Türk Devrimi adını verdiğimiz sürecin kadroları olan Jön Türklerle de tanıştık. Kasım ayında artık Türk Devrimi’ni incelemeye başlıyoruz. İlk aşamada II. Meşrutiyet dönemini, yani ulusal egemenlik kavramının ortaya çıktığı ve uygulamaya konduğu süreci ele alacağız. Bu kavramın yaşama geçirilme sürecinin nasıl bir dizi darbe ve karşı-darbeye sahne olduğunu göreceğiz. Ayrıca, Türk milliyetçiliği ve çeşitli türevleri, feminizm, köktenci Batılılaşma ve İslâmî modernleşme gibi akımları inceleyeceğiz. Dönemi kapatan ve Osmanlı Devleti’ne son veren I. Dünya Savaşı ise beraberinde getirdiği trajedilerle birlikte Kasım ayı programını tamamlayacak.  


OKUMA KAVŞAĞI, ASUMAN K. BÜKE

2, 9, 16, 23, 30 Kasım  Salı ,   Saat 16.00-18.00

2 Kasım. Yekta Kopan Bana Kuşlar Söyledi 'Şarkısı Çocukluğun'

9 Kasım, Hakan Günday Zamir (Doğan Kitap)  


EDEBİYATTA DÖNÜŞÜM. EMİNE AYHAN

SALI.  2, 9, 16, 23, 30 Kasım

SAAT 19.30-21.30

 2 ve 9 Kasım- - Virginia Woolf, Orlando: Bir Biyografi, (çev. Seniha Akar, İletişim Yay.)

16 Kasım ve 23  KASIM. , Ahmet Hamdi Tanpınar, 'Abdullah Efendi'nin Rüyaları'  


ÇAĞDAŞ SANAT . Bedenin Tarihi.

DOÇ. DR. SEDA YAVUZ

Çarşamba, 3, 10, 17, 24Kasım. Saat, 16.00 - 18.00

3 Kasım Modernizm ve Dans

10 Kasım Sanat ve bir kült olarak 'ölüm'

17 Kasım Modern Sanat ve Müzik

24 Kasım Modern tasarımlar ve sanatsal çözümlemeler  


APRENDEMOS ESPAGNOL, İspanyolca Öğrenelim

MİCHELE MARTİNEZ VELASCO. 

Perşembe, 3, 10, 17, 24 Kasım. Saat : 11.30 - 13 .30

 Rules in Spanish. Introducing yourself. Asking and answering questions related to personal details. Common things between us.   Foods and beverages. Describing a traditional plate. Talking about eating habits. Dialogues in a bar or a restaurant. Expressing likes and dislikes concerning food or beverages. Role-play. Describing a country, a city, or a neighbourhood. Expressing what we like/dislike the most from a place. Talking about Istanbul and other cities.


CAZ VE TARİHİ, SELEN GÜLÜN

Nedir bu Caz denen şey

Çarşamba, 3, 10, 17, 24 Kasm . Saat 19.30-21.30

Caz ve Tarihini konu aldığımız “Nedir Bu Caz Denen Şey?” seminerimize yeni bir seri ile devam ediyoruz: Caz ağacından seçmeler. 1950’lere kadar sınırlandırılmış bir dönem içinde Caz müziğinin en önemli müzisyenlerinin daha yakından, derinlemesine bakacağımız bu seride yine her zamanki gibi bol bol müzik dinleyip videolar izleyeceğiz. Bu seminer serimizde ayrıca her ay bir seminerimize konuştuğumuz konular, dinlediğimiz müzikler ve incelemeye aldığımız sanatçılar ile ilgili sohbet edebileceğimiz bir caz müzisyeni konuğumuz olacak. Arada sürpriz performanslarım da devam edecek. Hepinizi bu yeni ve heyecanlı seminer serimize bekliyoruz!

4 Kasım,1930’ların Caz Orkestraları 2. Dönemin meşhur parçaları ve yorumları. Cab Calloway, Chick Webb, Louis Armstrong, Glenn Miller, Artie Shaw. Misafir konuğumuz ile kısa bir sohbet.

11 Kasım, İlk efsane kadın Caz vokalistleri: Billie Holliday, Ella Fitzgerald ve Sarah Vaughan.

18 Kasım,  Swing dönemin yıldız müzisyenlerine yakından bakış 1: Saksafoncular: Coleman Hawkins, Lester Young, Ben Webster.

25 Kasım. Swing dönemin yıldız müzisyenlerine yakından bakış 2: Piyanistler: Fats Waller, Marry Lou Williams, Art Tatum, Nat King Cole.

Aralık, ‘’Depresyon’’ zamanında ünlü olmuş şarkılar ve Gipsy Jazz. Django Reinhardt ve Stephane Grapelli. Hepimizin sevdiği Caz standartları ve yorumları: My Funny Valentine, All The Things You Are, Summertime… Mini konser. Konuk sanatçı ile kısa bir sohbet.  


YAPAY ZEKA VE ÖLÜMSÜZLÜK ÜZERİNE

DR. CAN BATUKAN

PERŞEMBE, 4, 11, 18, 25 Kasım

SAAT 18.00-20.00

Ruhun ölümsüzlüğü sentetik varoluşa geçebilir mi? Ya da zaten yaşama sahip olmamak bakımından bu yapaylık çoktan ölümsüz değil midir? Yapay Zekâ kendini ölümlü yapmaya doğru ilerlerken İnsanlığın varolmayı sürdürmek için önündeki tek yol ölümsüzlüğü bulmaktır. İnsanoğlu için ölümsüzlüğün mümkün olan dört biçimi vardır ve Yapay Zekânın iktidarı, şüphesiz bu dört yoldaki hibritleşmelerle dolu olacaktır. Bu seminer dizisinde Yapay Zekânın felsefi kökenlerine inerek 21. yüzyılda önümüze dikilecek olan insan-sonrası ve insan-ötesi varoluşlara ışık tutmayı ve tartışmayı deneyeceğiz.

28 Ekim, El Cezeri ve ilk robot

4 Kasım, Leibniz’in kombinasyonları

11 Kasım, Alan Turing ve Evrensel Turing Makinesi

18 Kasım, Derrida ve Grammatoloji’nin manası

25 Kasım, Kendiliğinden İleri İşleyiş Toplumu 2 Aralık, YZ  


İNSANLIĞIN SERÜVENİ,  

DR İLKER AKTÜKÜN

Cuma 5, 12, 19, 26 Kasım .  saat 17.00- 19.00

İNSANLIĞIN SERÜVENİ SERİSİ ,

5 Kasım .SÖMÜRGE YOLU OLARAK AKDENİZ • Orta Doğu ve Asya’nın sömürgeleştirilmesi • Büyük Britanya tacının incisi Hindistan • Süveyş kanalı Akdeniz coğrafyasını nasıl değiştirdi • 1870’ler dönemeci Orta Doğu, petrol ve Akdeniz’in yeni anlamı • Akdeniz’in adaları Kıbrıs, Malta ve Girit’in yeni dönem yeni misyonlar

12 Kasm .20. YÜZYILIN JEOPOLİTİK MÜCADELE ALANI OLARAK AKDENİZ • I. Dünya Savaşında Akdeniz • Faşist İtalya’nın “mare nosturum”u • II. Dünya Savaşında Akdeniz • Yunan iç savaşı, Truman doktrini ve Akdeniz’in yeni aktörü ABD • 1956 Süveyş krizi, Eisenhower doktrini ve soğuk savaşın arenası olarak Akdeniz • 21. Yüzyılın şafağında Akdeniz: Bir uygarlık alanı mı yoksa dünya hakimiyetinde bir mücadele alanı mı?  

19 ve 26 Kasım Güney Amerika Tarihi. Olmec, Maya , İnka.


Aralık ayında başlayacak seminerler :

İlker Aktükün ile insanlığın Serüveni (yeni baştan dünyanın oluşumu ile başlayacak)

Cuma Günleri saat 17.00 – 19.00

Zeynep Talay Turner ile Felsefe ve Edebiyat

Cumartesi günleri Saat 14.00-16.00  

1) Biçim ve içerik; felsefe ve edebiyat: Nietzsche ve Musil

2) Mutlak ve Rölatif Metafor: Hans Blumenberg

3) Dile gelmeyen/gelemeyen (the ineffable) teması: Robert Musil’in hikayeleri

4) Mimesis ve orijinallik: Platon ve Harold Bloom 5) Samimiyet ve otantik benlik ideali: Agamben’in Katip Bartleby okuması.

6) İmkansız öznellikler: Oğuz Atay

7) Temsilin imkansızlığı, Antigone’nin muğlaklığı: Judith Butler’ın Antigone okuması

8) Yasanın şiddeti, adaletin imkansızlığı: Derrida’nın Kafkası  

Platon Devlet’te felsefeyle sanat arasında bir karşıtlık olduğunu ilan etmiştir. Sanatın, zaten kendisi bir taklit olan temsiller, görünümler dünyasının bir kopyası olduğunu, tam da bunun için ‘Nasıl yaşamalıyız?’ sorusuna cevap vermesinin mümkün olmadığını iddia etmiştir. Çünkü sanatı üreten de kültürün kendisidir ve kültürün içinden üretilen sanatı yine kültürün kendi değerleriyle değerlendirirsek kendimizi bir çıkmazda buluruz. O halde, kültürün ötesinde, kültürün kendisine aşkın bir zemine ihtiyaç vardır, ki Platon’a göre bu zemin her daim değişen oluş alanında (becoming) temellendirilemez; onun yerine değişmeyen, sabit olan varlık (being) ya da Formlar dünyasına bakmamız gerekmektedir. Platon’da gördüğümüz varlık ve varoluş gibi ikili karşıtlıklar tartışması felsefenin ve edebiyatın dili tartışmasında kendisini göstermektedir: kültürün bir ürünü olan edebiyat – ya da genel olarak kurgusal yazın – her türlü yoruma, başka bir deyişle, değişime açık olması bakımından zaman ve mekana aşkın bir zemin oluşturmaktan yoksundur. Kendisi de bir kopya olan Temsiller dünyasının bir kopyası olması bakımından gerçeklikten üç derece uzaktır. Nietzsche ise tam da sonsuz yorumlar alanı açması bakımından edebiyatı övmekte, edebiyat ile felsefenin hem içerik hem de biçim açısından birbiriyle yakın bir ilişki halinde olması gerektiğini iddia etmektedir. Nietzsche’ye göre gerçek yaşamı keşfetmemiz, yaşamı da ‘bir sanat eseri gibi’ yaşamakla, yani yaratarak, hatta kendimizi yaratarak mümkündür. Nietzsche felsefeyle edebiyat arasındaki keskin sınırların bulanıklaştırılması gerektiğini savunan ilk düşünür değildir; Alman romantikler de felsefenin kavramsallaştırıcı ve kemikleştirici dilinin tam da yaşama dair sorunsalları ele almada yetersiz kalacağını, bunun için de felsefenin sanattan beslenmesi gerektiğini söylemişlerdir. Schlegel, örneğin, şiir ve felsefenin bir ve aynı olduğunu iddia etmiş, ‘aşkın şiirin’ oluş (becoming) sürecinde olan bir yaratım olduğunu savunmuştur. Bu derste, felsefeyle edebiyatın sınırlarını kıran, onları birbirine yaklaştıran düşünürler incelenecektir: Nietzsche, Robert Musil, Harold Bloom, Agamben, Dostoyevsky, Derrida, Kafka, Oğuz Atay, Hans Blumenberg. Bu düşünürlerin ortak noktası, sorunsallarını felsefenin alanından almaları, ancak yaşamla direk iç içe olan bu sorunsalların iletilmesinde felsefenin kavramsallaştırıcı dilinin yetersiz kaldığını öne sürmeleridir. Zaten bu sorunsalların kimileri tam da ‘dile gelmeyen, getirilemeyen’ (the ineffable), hatta kimi durumlarda getirilmemesi gereken meselelerdir. Ancak dile getirilemeyen meselelerde sessizliğe mi gömülmeliyiz? Wittgenstein’ın ‘hakkında konuşamayacağımız şeylerde sessiz kalmamız gerekir’ iddiasına karşılık, Hans Blumenberg ‘kavramsallığın ötesinde sessizlik değil, metaforlar vardır’ demiştir; Robert Musil metaforların ötesinde ‘benzetme ve mecazlar’ın olduğunu söylemiştir; Jacques Derrida sessizliğin en büyük şiddet olduğunu, daha büyük bir şiddeti önleme adına daha az şiddete, yazmaya, başvurulması gerektiğini savunmuştur.  


EDEBİYATTAN  SİNEMAYA

ALİN TAŞCIYAN

CUMARTESİ 6, 13, 20, 27 Kasım.  SAAT 17.00-19.00

6 Kasım Kral Lear – William Shakespeare RAN - Akira Kurosawa (1985)

13 Kasım Koku - Patrick Süskind Perfume: The Story of a Murderer - Tom Tykwer (2006)

20 Kasım Bindokuzyüzseksendört - George Orwell 1984 - Michael Radford ( 1984)

27 Kasım Piyanist - Elfride Jelinek La Pianiste (Piyanist) - Michael Haneke 2001

4 Aralık , Faust - Goethe Faust - Alexander Sokurov (2011)  

Bilgi ve Kayıt için :

info@simyagaleri.com  

0212 259 7740 

www.simyagaleri.com  

​​​​​​​