+

SERGİLER

DALGALARIN KÖPÜĞÜ (18.02.2016 - 15.03.2016)

Sabrina Fresko’nun “Dalgaların Köpüğü” Sergisi Üzerine


Sabrina Fresko’nun, 18 Şubat – 15 Mart 2016 tarihlerinde Galeri Miz’de açacağı kişisel sergisi “Dalgaların Köpüğü” adını taşıyor.


Sanatçı bu sergisinde, ilk bakışta denizi, dalgaların köpüğünü ve onların kendisi ile duygusal ortaklığını konu ediyor. Farklı boyutlarda, ama neredeyse hep aynı hareketleri içeren biçimleriyle karşımıza çıkan heykeller, bize dalgaların yumuşak ve birbirlerini tekrar eden gel-gitlerini anımsatıyor. Bu heykeller aslında denizin doğrudan betimlenmesinden çok, sanatçının onu seyrederken kapılıp gittiği hayaller ve o hayallerin kendisinde yarattığı duyguların görüntüsüdür.


Öte yandan Fresko, galeri mekânına yerleştirdiği bir ekran aracılığı ile deniz duygusunu izleyiciye daha güçlü hissettirmeyi amaçlıyor. O ekranda, sanatçının gözünden denizi, yüze çarpan dalgaları, dalgaların içindeki ilerleyişi deneyimliyoruz; o sırada da heykelleri yeniden düşünüyoruz. Aynı, sanatçının sergiye düştüğü şu notta belirttiği gibi: “Hayal dünyamdan çıkan form, yine hayal gücümü tetikliyor; hep yapıp durduğum sonsuzluk şekline dalıveriyorum, denize daldığım, sonsuz kulaç hareketleriyle yüzdüğüm gibi.” 


Oysa biz izleyiciler, sanatçının deniz ile kurmuş olduğu bu duygusal bağa ve o bağ aracılığı ile gerçekleştirdiği estetik dünyaya kendimizi kaptırmışken, o haz ortamına alışmaktayken, bizim için “kötü” bir sürpriz hazırlandığının farkına varmıyoruz. Öyle ki duvarlardaki küçük, ilk anda dikkat çekmeyen ekranlara yaklaştığımızda, o hayaller ürettiğimiz denizin taşıdığı bir trajedi ile yüz yüze geliyoruz: Şişme botların içinde bir yolculuğa çıkan göçmenler... Ve kıyıda bekleyerek benzer bir yolculuğa hazırlanan diğerleri... Haz atmosferine gizlenmiş ağır bir gerçek..


MASKE İLKSEL Mİ, GÜNCEL Mİ? (21 ARALIK 2012 - 21 MART 2013)

TAKILABİLİR HEYKEL & HEYKEL SERGİSİ


Simya Galeri Sanatçıları : Sabrina Fresko, Aslı Güvenal, Şebnem Arslan, Wendy Serter, Ester Asa, Aslı Özçoban Ünsal


Maskenin sakladıkları...


Güncel sanat kapsamında soyut formların ilksel sanatın yalın, içten, haline dönüşü olmasa da spiraller çizerek geçmişle geleceğin birbirine yaklaşıp uzaklaştığını düşünebiliriz. 


İlksel sanata dair yüzyıllarca değişik dinsel, geleneksel törenlerde kullanılan, heykelleri yapılan maske bugün sanata nasıl yansıyor? Kübizme etkileri yadsınamaz Afrika sanatı bugünün sanatçılarında nasıl etkiler doğuruyor? Günümüzde Maskeler Vücuda dahil mi oluyor? İnsanlar neyi gizliyor? Kendilerini tanımak için maskelerini sökebiliyorlar mı? 


Hanif Kureishi VÜCUT romanında 'Gençliğinizin ne kadar sürmesini istersiniz?' sorusunu irdeliyor ve yaşlı bir adamın vücudunun daha genç bir vücuda aktarılmasının öyküsünü anlatıyor. Romanın sonlarında bu olasılığın farkına varan insanlar genç vücut avına çıkıyorlar. Maske bizi ne kadar değiştiriyor? 


Vücut yenilenince benlikten geriye ne kalıyor? Masum bir aksesuar gibi görülen maske bizde neyi değiştiriyor? 


Benzer bir çizgide Eric Emmanuel Schmitt, 'Lorsque j'étais une oeuvre d'art' [Ben bir sanat eseriyken] romanında bir insanın sanat eserine, nesneye dönüştürülmesinin etik sorunlarını inceliyor. 


Kimlik, zaman, tarih ve bugün Maske, konulu Takılabilir Heykel ve Heykellerin gizledikleri, hatırlattıkları ve günümüze aktardıkları !! 


Sabrina Fresko


TAKILABİLİR HEYKELLER (07.10.2011-28.01.2012)

İSTANBUL'U TAKI-YORUM (25.12.2009 - 27.03.2010)

TAKI VE HEYKEL SERGİSİ


İSTANBUL'U TAKI-YORUM sergisi bize İstanbul'u hatırlatan imgelerden oluştu, serginin en ilginç alt başlıklarından biri İstanbul'da şehri süslemesini istediğimiz heykellerdi. 

İstanbul'u, 2010 Avrupa Kültür Başkentini, takı ve heykel alanında çok yönlü düşündüğümüz, edebiyat, şiir gibi soyut kavramların bile gümüşte vücut bulduğu İstanbul'u Takıyorum sergisi, SİMYA GALERİ atölyesi sanatçılarının gerçekleştirdiği, şehrin takılabilir halidir. 


Simya Galeri Sanatçıları : GAMZE TANER, LEYLA ÇELİK, NECLA SOYASLAN, LEYLA TEKBULUT, SEDA SOĞANCIOĞLU, HANDE YILMAZ, ALİ NADİR NİVA, LİNA BENHALEGUA, GÖZDE ORAL, ASLI GÜVENAL, LİNDA YAHYAOĞLU, NESRİN ÇORAKÇI, MİNE AKIN, MERAL SAATÇİ, SABRİNA FRESKO 


İSTANBUL
1. Mimari Şehir İconları – Şehir Mobilyası
2. Surlar / Antik Dokular / Bizans Kültürü / Ikonalar / Şehir Dokuları / Deniz
3. Deniz – Takalar – Vapurlar – Balıkçılar – Ağlar – Dalyanlar – Kayıklar
4. Geleneksel Sanatlar Karagöz Hacivat vs
5. İstanbul Doğası (Bitki, Ağaç , Bulut, Işık, Ses)
6. Eski Osmanlı Takı ve Kıyafetleri
7. İstanbul Edebiyat ve Sanatından İzle-n-İM
8. Hat, Yazılar, grafitti.
9. Kalabalık / Caos/Dingin yalılar/ adalar.
10. Şıklık / Sokakta Yaşıyanlar
11. İstanbul'da Şehiri Süslemesini İstediğimiz Heykeller
12. 2010 İstanbul Kültür Başkenti takı anlamında nasıl bir sergi ile kutlanabilir?


ZAMAN (02.10.2009 - 23.12.2009)

İNSAN HAYATA İLMEK ATARAK YAŞAR


Simya Galeri 2009- 2010 dönemine,  2 Ekim Cuma günü Sabrina Fresko'nun ZAMAN / İNSAN HAYATI ZAMANA İLMEK ATARAK YAŞAR sergisiyle başlıyor.

ZAMAN İNSANIN HAYATI BOYUNCA HİÇ DURMADAN TÜKETTİĞİ  ŞEYDİR.

Bir dokudur hayatımız,  ZAMANI, hayatın katmanlarını her gün sabırla  dokuruz , kimi dokuya hayranlıkla bakarız, kimi karmaşık, kimi yalındır.  Sonsuzluğa iz bırakmaktır insanın amacı, doğurarak, üreterek, Sanat bu konuda en güzel araçtır   Metalde dokuma tekniklerini , resin kaplı gümüş telleri  heykel ve takılarında kullanan Sabrina Fresko'nun 'Örümceğin Renkli Rüyası' diye adlandırdığı elde örülmüş kolyeleri ile   “Sonsuzluk”  ve  “Kinetik”  isimli heykelleri serginin içeriğini oluşturacak.


DEVAMLILIK (05.11.2008 - 17.01.2009)

Vücutla birlikte hareket eden, onunla bütünleşen, onu takanın düşünce ve hayata karşı duruşunu yansıtan , değişik tekniklerle organik bir hareketliliğe ulaşan Sabrina Fresko'nun 'Takılabilir Heykeller'i mücevher veya takı olmanın ötesinde modern sanatın bir medyası olarak ifade buluyor. 

Kinetik döngü, Devamlılık, sonsuzluk formları sanat tarihçileri ve kritikleri tarafından mobius heykel olarak nitelendiriliyor. 

Bir yüzeye tek bir noktadan dayanan heykel denge,simetri,devamlılık unsurlarını birleştiriyor. Bu nokta üzerinde dönmesi de olası, o zaman boşlukta bir küreyi tamamlayacak. Maddeden çok boşlığu kullanıyor, resimde görülen gölge bu boşluğun kuvvetlendirici öğesi. Bakır heykele toprak ışıltısı veriyor, bu çok yalın çizgiye bir gerçeklik katıyor, heykel sadece formuyla değer kazanıyor,kullanılan bakır bir sıcaklık hissi yayıyor. Aşağıda kesişme noktasında ince bir aralık var şeritler birleşmeden kendi yollarına gidiyor, yukarı doğru eşit paraboller çiziyor, gine birleşmiyor, şekil kendi içine kapanıyor, kusursuz bir devamlılık içinde heykel var oldukça deviniyor, kendi özgür çizgilerini koruyorlar. 

Gözlerinizi kapatın! Bir yol gördüğünüzü var sayın; uçsuz bucaksız, insan elinin yetkinliğinin hissedilmediği bir yol… İlerlemeye başlayın; gittikçe nereye gittiğinizin bir önemi olmadığını, 'Yalnızca bu yalın yolda ilerlemek gerektiğini ,hareket ediyor olmanın 'yaşadığımızın işareti' olduğunu farkedeceksiniz. 

Devamlılık heykelinin en önemli özelliği metalin hiç bir yerinde bir müdahale, kesişme, olmaması.
Bir şeridin kendi içine kapanıp çıkaracağı bir şekili özgürce kullanmış olması. 

Sabrina FRESKO
2008


İZLE-N-İM (03.06.2008 - 24.06.2008)

SABRINA FRESKO VE SİMYA GALERİ SANATÇILARI TAKI SERGİSİ


Sergiye Katılanlar: ENDER BALOĞLU, FERİDE BAYRAK, LİNA BENHALEGUA, LEYLA ÇELİK, NESRİN ÇORAKÇI, SİLVİE ERDEĞİRMENCİ, SABRİNA FRESKO, JAK LEVİ, GAMZE TANER, NUR TERÜN, LİNDA YAHYAOĞLU 

Simya Galeride gerçekleştirdiğimiz sergide İZLE-N-İM konusunu seçtik, bu sergi takı hakkında söyleyecek değişik bir sözümüz olduğunun manifestosudur. 

İZLENİMCİ ressamlar sanat tarihinde ilk defa aynısının tıpkısını yapmaktan vazgeçip kendi tarzlarını, dokularını, ışıklarını yarattılar, empresyonismden sonra gelen ekspresyonism, futurism,surrealism gibi bütün sanat akımları onların açtığı yoldan ilerledi ve düşünce, yenilik sanatın eksenine oturdu, sanat akımları oyun kartları gibi birbirinden etkilenerek çığ gibi büyüdü.
Sanat eserlerinden İZLE-N-İM alarak gerçekleştirdiğimiz takılar izledikleri tabloların özüne değindiler ama kendi özgünlüklerini keşfettikleri an varoldular. Bu sergi sanat tarihçilerinin form bitti, resim, heykel, plastik sanatlar bitti diyenlere insanlar var oldukca plastik sanatların bitmeyeceğini, belki evrilerek, medya değiştirerek hep var olacağını kanıtlamak istercesine form cümbüşü oluşturdu. 

Segileme düzeninde tabloların önünde askıda mobillerle tablolardan fırlamış gibi gümüş, kıymetli ve yarı kıymetli taşlarla bezenmiş takılar tabloların önünde dönüyor, tablolarıdan İZLE-N-İM'ler görülüyor, ama her form kendi özgünlüğünde, hiç bir şekilde tablonun aynısını tekrar etmiyor. 

Bir sanat eserinin içine dalıp oralarda dolaştınız mı hiç ?
Neler anlatıyor ya da ben ne anlıyorum diye sordunuz mu kendinize?
İZLE-N-İM Sergisi için 3 tablodan izlenim alıp modern takı dünyasına yeni bir soluk getirdik.
Picasso :Avignonlu Kızlar - Les Demoiselles d'Avignon
Matisse :Yaşama Sevinci - Joie de Vivre
George Seurat :Büyük Jat'ta Piknik - La Grande Jatte
Tasarladığımız takılar tabloları izledi, izlenen tablo nasıl bir his uyandırıyorsa, izleyen sanatçıda neleri çağrıştırıyorsa onları 3 boyutlu heykellere ve takılara dönüştürdüler.

Takı'nın özüne gidersek İMge karşımıza en çok çıkan sözcük olacaktır.
Takı bir İMge dir. Çağlar boyunca bir düşünceyi, zenginliği, dini, evliliği, bağlılığı, asaleti vs. İMge lemiştir.
Simya Galeri Sanatçıları Takı'yı Sanatla İMge lediler.

Tablolardan bağımsız ama oların izinde giden Takılar tablolardan kurtulunca, özgürlük onları büyüledi, yeni bir hayata başlarken hürriyetlerini istediler, artık sabit durmak zorunda değildiler, ya bir mobilde hareket etmeyi seçtiler ya da onları beğenenlerin teninde kendilerine yeni bir dünya yarattılar dört bir yana saçılıp tabloların gizemini haykırdılar. 

Sabrina FRESKO
2008


TAKILABİLİR HEYKELLER (07.12.2007 - 17.02.2008)

SABRINA FRESKO TAKI VE HEYKEL SERGİSİ


Modern takı mücevherin zenginlik göstergesi kısıtlamasından kurtulup yeni ve sonsuz bir arayış ve çeşitliliğe kanatlandı,  modern sanat disiplininin içine sızan bir olgu geliştirdi. Yeni form ve teknikleri irdeleyen klasik takının boyut, teknik ve formlarını zorlayıp vucudu bir sergi alanı gibi düşünüp, insanları günün tiyatrosuna hazırlayan modern takı felsefesi çalışmalarımın temelini oluşturuyor.


Artık malzemesi sadece kıymetli taş ve madenler değil, aklınıza gelebilecek herşey; gazete kağıdından, bal peteğine kadar değişik malzeme modern takının konusu oldu.  Takılabilir heykelleri bu geniş açılı perspektifin ışığında yarattım.


Vücutla birlikte hareket eden, onunla bütünleşen, onu takanın düşünce ve hayata karşı duruşunu   yansıtan , değişik tekniklerle organik bir hareketliliğe ulaşan Sabrina Fresko'nun  'Takılabilir Heykeller'i mücevher veya takı olmanın ötesinde modern sanatın  bir medyası olarak ifade buluyor.
Kinetik döngü formları sanat tarihçileri ve kritikleri tarafından mobius heykel olarak nitelendiriliyor.


Bu heykeller büyük formatta bir heykel sergisi olarak 2008 yılında  ayrıca sergilenecek.

Sabrina FRESKO
2008


OYNUYORUZ (23.05.2006 - 23.06.2006)

SİMYA GALERİ SANATÇILARI TAKI SERGİSİ


Sergiye Katılanlar:  Neşe Alnıtemiz, Bihter Aydapekin, Semin Bakla, Ender Baloğlu, Jale Barahya, Lina Benhalegua, Feride Çelik, Leyla Çelik, Hülya Çetinor, Sabrina Fresko, Ayşem Furtun, Rita Gencay, Kerem Kurdoğlu, Maya Kurdoğlu, Beki Leon,  Dilek Nasırlı, Fulya Özkan, Ayşe Ronay, Çağla Sevinçel, Gamze Taner, Bingül Ulukutlu


Oyun yaşamın başlangıcından sonuna kadar öğrenme, eğlenme, paylaşma gibi önemli edimleri yönlendiren, bazen önümüzde somut kuralları; kart, piyon gibi şekli olan; çoğu zaman da soyut, hayali bir şeydir.


Soyut oyuna en iyi örnek Stefan Zweig'in Satranç romanıdır. Romanda bir mahkum tavanda hayali bir satranç oyunu düşünüp kendine karşı oynayarak delirmekten kurtulur.


En ilkel formları birbirine ekleyerek çok girift formlara ulaşabiliriz, işte sanat  tam burada devreye girer. Hayal gücümüzün sınırsızlığını yansıtan ve sonsuz bir oyun olan sanat, izleyicileri sonsuza kadar şaşırtabilecek çeşitliliğe sahiptir.


2005 Aralık ayında gerçekleştirdiğim OYUN-u-YORUM sergisinden sonra, Simya Galeri takı atölyesine devam eden takı sanatçıları OYNUYORUZ sergisinde , yaşamın süzgecinden geçip aklımızda kalan oyuncak  imgelerini yorumladılar. Kimi çocukluğumuzun oyuncaklarına geri döndü, kimi soyut bir iç yolculuğa çıktı. 


Sabrina Fresko


OYUN-u-YORUM (09.12.2005 - 11.03.2006)

SABRINA FRESKO
TAKILABİLİR HEYKELLER SERİSİ


Sabrina papucu yarım çık dışarıya oynıyalım Çocukluğumuzda yoktan var ettiğimiz oyunlarımız ve oyuncaklarımız vardı, bisikletler, teneke oyuncaklar, sokak oyunları. Sek-sek özellikle. Yavaş yavaş yok oluyor yerlerini sanal ve elektronik oyunlar alıyor. OYUN-u-YORUM sergisi için unutulmaya yüz tutmuş oyuncakları takılabilir hale getirdim. Metalin ömrü sürdükçe onlar unutulmayacak.


Sabrina Fresko'nun Kasım ayında gerçekleştireceği OYUN-u-YORUM Sergisi için tasarladığı BİSİKLET ve BAY VE BAYAN GÜMÜŞADAM. Broşları Post Picasso : Pocketsize - Cepboyu 'Minyatüre hayranlık' yarışmasında derece aldı.


ATNALI TİMON (01.12.2005 - 19.01.2005)

OYUN ATOLYESİ VE HALUK BİLGİNER
TAKI TASARIM : SABRİNA FRESKO


Atinalı Timon Shakespeare oyununun sahne takılarını Sabrina  Fresko tarafından tasarlanmdı Haluk Bilginer oynadı.


BU BİR LALE DEĞİLDİR (04.06.2004 - 08.07.2004)

'CECI N'EST PAS UNE TULIPE'


Klee'den ve Kandinski'den bu yana, modern sanat, sanat eserinin kendisinden başka hiçbir şey olmadığını ileri sürer.

Benzeyiş canlandırmaya hizmet eder ve onun egemenliği altındadır. Michel Faucault, Magritte'in 'ceci n'est pas une pipe' resmi için yazdığı ve Türkçesi Yapı Kredi Yayınlarından çıkan deneme kitabında şöyle yazmıştır: ''Tutarlı, denk düşen ve sistemli işaretler olarak varolan göstergelerin, öncelikle, özgün olarak ve gerçek olarak varolduğuna inanmak, yorumun ölümü demektir. Buna karşıt olarak, yorumun yaşamı, sadece yorumların varolduğuna inanmaktır.''

'Ceci n'est pas une tulipe'
'Bu bir lale değildir' 

Bu Sergi için bir tutku çiçeği olan 'LALE' yi yorumladık. Çağrıştırdığı şekillerin çeşitliliği çalışmalarımızı yönlendirdi.

LALE çiçeği Osmanlı'da bir devre ismini verecek kadar önem kazanmış; 700'den fazla LALE grafiği yapılmış; minyaturlere, çinilere, giysilere işlenmiş. Kısa ömürlü LALE'yi unutturmamak için suretleri çoğalarak sanatın içine sızmış, efsaneleşip, tarihe bir devir resmetmişler.

Tüketemiyeceğimiz bir konudan bir kesit sunmak sergiyi hazırlayanlar için ilginç bir deneyim oldu. Formlar oluştukça diğerleri kendilerini kabul ettirmeye çalışıyorlardı. Takılabilir heykeller olarak nitelendirdiğimiz takı LALE'ler beğenisini kazandıkları insanlarla neşeli ve şık bir yaz geçirmek üzere yeni hayatlarına başlayacaklar. Sergide modern sanat anlayışının getirdiği serbestlikle, suret olmak zorunda olmayan kendi kendini yaratmış ve sadece kendine benzeyen LALE'ler göreceksiniz.

Sergiye katılan sanatçılar.
Resim dalında: Mina Sanver
Takı dalında :Ela Cindoruk, Nazan Pak, Nisa Necipoğlu
Sabrina Fresko ve Simya Atölyesi sanatçıları ;
Filiz yurdagül, Rita Gencay, Betsi Yuhay, Feride Tüzün, Semin Persentili.


BEDEN İÇİN MEKAN NE İSE, TAKI İÇİN BEDEN ODUR (18.10.2003 - 18.10.2003)

Mimari düşünce tarzı bence modern takı tasarımcısının pusulası ve ışığı olmalıdır. Mimarın insanı rahat ettirecek, amacına uygun işlevsel mekanları tasarlarken geçirdiği düşünce araştırma, bilgiye ulaşma ve kullanma sürecini, modern takı tasarımcısı da geçirmeli, vücudun ve estetiğin tamamlayıcısı niteliğindeki takıları aynı perspektifte ele almalı, vücutla takı arasında karşılıklı ilişki arayışında, alanını ve sınırlarını yeniden belirlemelidir.

İtalyan takı tasarımcısı Giampaolo Babetto'nun dediği gibi 'takı artık takılan bir heykel gibi değil, vücut için tasarlanan bir mimari obje olmalıdır. Ritmlerini vücudun şekil ve hareketlerinde bulmalı; Frank Lloyd Wright'ın yorumladığı gibi organik bir süs olarak algılanmalıdır'.

Aynı zamanda tarafsızlık boyutunu terk eden takı, modernizm anlayışında kendi duruşunu belirledi. Bu hareket takıyı sınırsız ve kişisel yaptı. Artık anonim bir obje, herhangi bir taş olmaktan çıkan takı kiiıselliğin aynası, onu taşıyan ile ilişki içinde ve onun hayata karşı duruşunu yansıtan günlük hayatın seyrettiği insan mekan ilişkisinin vazgeçilmez bir parçası haline geldi.

Modern takı mücevherin zenginlik göstergesi kısıtlamasından kurtulup yeni ve sonsuz bir arayış ve çeşitliliğe kanatlandı.

Artık malzemesi sadece kıymetli taş ve madenler değil, aklınıza gelebilecek herşey; gazete kağıdından, bal peteğine kadar değişik malzeme modern takının konusu oldu. Takı modern insanın yalınlaştırmaya çalıştığı hayat ve giyim tarzında bir göz kırpması, bir gülüş kadar kendine özgü bir işaret. Maddi değeri için değil, ifade ettiği şeyler için takılan, kıymetini onu tasarlayanın düşüncesinden ve kullanmak isteyenin seçiminden alan bir simge.

Sabrina Fresko